Kutadgubilig 29

Kutadgubilig 29. Sayı

Mart 2016

İYİ-DURUMDALIK

Murad Omay

“İyi-durumdalık” felsefede genellikle, neyin kişiye menfaat sağladığını ya da hayatını kendi için iyi neyin yaptığını betimlemek için kullanılan bir kavramdır. Kişi “için iyi” nosyonuna gönderme yapar. Kavramın kendisiyle ilgili önemli tartışmalar yapılmış olsa da, o felsefeciler tarafından yaygın olarak kullanılır. Kavram ahlâk felsefesinde büyük bir önem taşımaktadır. Bu çalışmada, iyi-durumdalık hakkındaki temel problemleri ve görüşleri kısaca inceleyeceğiz.
Anahtar Kelimeler: iyi-durumdalık, refah, yararla-ilgili değer, için iyi, iyi hayat

DEDEKIND’DE SAYININ TEMELLENDİRİLMESİ

Özgüç Güven

Dedekind mantıksal bir zeminden yola çıkarak görüye başvurmaksızın sayıyı temellendirmek ister. Bu anlayışı uyarınca hem irrasyonel sayıları aritmetiksel bir zeminde açıklar hem de sayılar için aksiyomatik bir çerçeve ortaya koyar. Mantığa yönelik bu vurgusunun yanı sıra Dedekind sayıların insan zihninin özgür yaratımı olduklarını da dile getirir. Dedekind açısından zihin sayma edimi aracılığıyla düşünmenin ve şeyler arasındaki bağıntıların olanağını ortaya koyar. Bu makalede Dedekind’in görüye karşı olmasına rağmen sayıya yönelik aksiyomatik kavrayışının gerisinde Kantçı bir bağlam olduğu ileri sürülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Dedekind, sayı, süreklilik, görü, zihin

PLATON’UN ADALET ANLAYIŞI

Güvenç Şar

Adalet, adillik, dürüstlük her zaman güncelliğini koruyan bir soru ya da sorun olmuştur. Bu sorunun Batı felsefesi içindeki köklerine bakmak yanıt bulmada bize birtakım olanaklar sağlayacaktır. Çalışmamızda öncelikle adalet sözcüğünün Eski Yunan mitolojisindeki köklerine de değinerek Eski Yunan düşünmesinde ne anlama geldiği üzerinde durulmaktadır. Daha sonra ise adalet sorununu kendisine iş edinen Platon’un yaklaşımı ele alınmıştır. Platon’da adaletin (δικαιοσύνη [dikaiosynē]) nasıl ele alındığı ve özellikle de Devlet diyaloğu bağlamında adaletin (δικαιοσύνη [dikaiosynē]) nasıl tanımlandığı ortaya konmuştur. Son olarak Platon’un söz konusu yanıtları ve tanımları değerlendirilmiştir
Anahtar Kelimeler: Platon, adalet, mutluluk, mitoloji, Eski Yunan düşünmesi.

HERAKLEITOS

Edward Hussey

Çev. Engin Yurt*-Erdal Yıldız

Burada çevirisi sunulan makale, Eski Yunan dünyasının en önemli düşünürlerinden biri olarak –özellikle Sokrates öncesi dönemde– kabul edilen Herakleitos’un düşüncelerine ilişkin genel bir resim ortaya koymaktadır. Edward Hussey, Herakleitos’tan kalan fragmanları yorumlayarak onun felsefe tarihinde hâlâ üzerine düşünülen başlıklara –evren, insan, doğa, din, ruh, birlik vs.– ilişkin görüşlerini sunmayı amaçlamıştır. Bunu amaçlayarak Hussey Herakleitos’un düşüncelerini derli toplu bir tarzda ve tamamen bir bütünlük içinde göstermeyi denemiştir. Bu makale ayrıca, modern zamanlarda Herakleitos’un sözlerinin nasıl farklı biçimlerde okunup yorumlanabileceğinin ve modern düşünürlerin zihninde nasıl farklı Herakleitos anlayışlarının ortaya çıktığının bir örneğini oluşturması açısından da önemlidir.
Anahtar Kelimeler: Herakleitos, Eski Yunan, düşünme, felsefe, fragmanlar.

“TRACTATUS” (EST)ETİĞİ ÜZERİNE BİR DENEME

Muharrem Hafız

Tractatus “üzerine konuşulamayan konuda susulması gereken” bir susku metafiziği ile bitmesine rağmen, kitabın mantıksal pozitivist bir yaklaşımla okunmasını engelleyecek tarzda, dile getirilemeyen ama gösterilebilen anlamsız değer dünyası, dile getirilebilen anlamlı olgu dünyasının zemin/dayanağı olarak görülebilir. Bu makalede, mistik bir deneyim olan etik-estetik birliğinin [(est)etik] dile getirilemeyen ama kendini gösterecek bir biçimde olgusal olana (dile getirilebilene) bir dayanak noktası/mekânı temin edip etmediği sorgulanacaktır. Anahtar Kelimeler: Wittgenstein, Tractatus, etik, estetik, mistik.

AHLÂK FELSEFESİNDE TEOLOJİK İRADECİLİK VE
BAZI ELEŞTİRİLER

Ferhat Yöney

Tanrı ile ahlâk arasında nasıl bir ilişki kurulabileceği başta Ortaçağ İslam ve Hıristiyan felsefesi olmak üzere felsefe tarihi boyunca çokça tartışılan konulardan biri olmuştur. Teolojik iradecilik, Tanrı ile ahlâk arasında olumlu bir ilişki kurarak, ahlâki özelliklerin varlığını doğrudan tanrısal eylemlere dayandırmaktadır. Bu makale, teolojik iradeciliğe getirilen en önemli dört eleştiriyi ele alarak, teolojik iradeciliğin meta etik bir görüş olarak en azından savunulabilir bir konumda olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Buna ek olarak, teolojik iradeciliğe getirilen bu eleştirilere verilen yanıtlar göz önünde bulundurularak, savunulabilir bir teolojik iradeciliğin kapsamı hakkında da sonuçlara ulaşmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Tanrı, ahlâk, ilahi buyruk teorisi, teolojik iradecilik, Euthyphron, bağımlılık.

BİR BEYEFENDİDEN EDINBURGH’DAKİ ARKADAŞINA
BİR MEKTUP

David Hume

çev. Nurten Öztanrıkulu Özel

8 Mayıs 1745 yılında Hume tarafından yazılan bu mektup, Hume literatüründeki en önemli mektuplardan biridir. Hume Edinburgh Üniversitesi Ahlâk Felsefesi kürsüsüne başvurduktan sonra değerlendirmeden sorumlu akademik kurul, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme adlı ilk kitabındaki bazı düşünceleri yüzünden onun başvurusunu reddetti. Edinburgh Üniversitesi’nin rektörü olan William Wishart, İnceleme hakkındaki görüşlerini, Hume’a adı Din ve Ahlâk vs. ile İlgili İlkelerin Örneği olan bir kitapçık göndererek bildirdi ve İnceleme’deki bazı önermeleri bir araya getirerek onu aşırı skeptisizm, ateizm ve ahlâkın temelleriyle ilgili yıkıcı bir tutumla suçladı. Hume suçlamayı okur okumaz ona bu mektupla cevap verdi ve tüm suçlamayı reddetti. Bu bakımdan bu mektup sadece Hume’un kendini nasıl savunduğunu göstermemektedir; aynı zamanda Hume’un İnceleme’deki niyetlerini de ortaya çıkarmaktadır.
Anahtar Kelimeler: aşırı skeptisizm, ateizm, bir Tanrı’nın varlığı, ruhun maddi olmaması, ahlâkın temelleri.

REINHOLD’UN SİSTEM FELSEFESİ

V. Metin Demir

Karl Leonard Reinhold, Alman İdealist geleneğinde Kant’ın anlaşılması ve yeniden yorumlanması konusunda hayati bir rol oynamıştır. Alman İdealizmi’ne güçlü bir bilim ve sistem arayışını kazandıran Reinhold’un projesidir. Bu makalede Reinhold’un sistem felsefesi ele alınmaktadır. Öncelikle modern felsefede böylesine önemli bir rol oynayan Reinhold’un içinde bulunduğu felsefi atmosfer incelenerek Reinhold’un felsefesinin hangi sorular etrafında şekillendiği ortaya konulmuştur. Ardından, panteizm tartışmasına bir cevap olarak Reinhold’un Kant’ı keşfetmesi ve Saf Aklın Eleştirisi’nin dini ve metafizik sonuçlarını popüler dile aktarmayı başarması incelenmiştir. Reinhold’un bu yorum faaliyetinden yeniden inşa faaliyetine geçişi ve temsil (Vorstellung) kavramı üzerinden sistematik bir felsefe oluşturma arayışı incelenmiştir. Reinhold’un tüm zihinsel edimlerin temelini açıklamak üzere geliştirdiği fundamental epistemoloji projesi, Schulze, Fichte ve Hegel tarafından eleştirilmiş olsa da, bu eleştirilerin Alman İdealizmi’nin oluşmasına yol açtığı iddia edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Reinhold, Kant, panteizm tartışması, temsil, temsil yetisi, temel felsefe, sistem.

İBNÜ’L-EKFÂNÎ’NİN “İRŞÂDÜ’L-KĀSID”I VE
“NEVÂMÎS”İN İLİMLER SINIFLANDIRMASI LİTERATÜRÜNDE YER EDİNME SÜRECİ

Cahid Şenel

Bu makale iki ana kısımdan oluşmaktadır: İlk olarak İbnü’l-Ekfânî’nin hayatı, eserleri hakkındaki kısa bir girişten sonra ilim tasnifleri içerisinde kendisinden önce yazılmış olanlara nispetle en kapsamlı ve sistematik ilim sınıflandırması olan İrşâdu’l-kâsıd ilâ esnâ’l-makâsıd’ı yöntemi ve muhtevâsı bakımından irdelemeye çalışacak; ikinci olaraksa İbnü’l-Ekfânî öncesinde ilimler sınıflandırması hususunda eser telif etmiş olan Fârâbî, Âmirî, İhvân-ı Safâ ve İbn Sînâ, gibi düşünürlerin tasniflerinde nevâmîs/şer’î ilimlerin nasıl değerlendirildiği tartışılacaktır. Makalenin sonunda, ilki İrşâdu’l-kâsıd’da yer alan ilimlerin ve bu ilimlerin tahsili için tavsiye edilen eserlerin listesine; ikincisi İbnü’l-Ekfânî’den hareketle Haarbrücker’in yaptığı tasnifi ve son olarak da bu makalenin yazarı tarafından yapılan İbnü’l-Ekfânî’nin ilimler sınıflandırmasına ilişkin tabloya yer verilecektir.
Anahtar Kelimeler: İbnü’l-Ekfânî, İrşâdü’l-kāsıd, nevâmîs, tasnîfü’l-ulûm (ilimler sınıflandırması), felsefe.

“AKIL” VE “ZEK” KAVRAMLARI ÜZERİNDEN
BİR MEDENİYET OKUMASI

Ahmet Emre Dağtaşoğlu

“Medeniyet” meselesi birçok araştırmacının üzerinde durduğu bir konudur. Genellikle medeniyetlerin sosyo-politik özelliklerine yoğunlaşan ve tarihsel bir yaklaşım izleyen bu araştırmaların önemli bir kısmı, medeniyetler arasında çeşitli bağlamlarda karşılaştırmalar yapmaktadır. Bu çalışmada da bir karşılaştırma yapılacak olmasına rağmen, mesele “akıl” ve “zekâ” kavramları üzerinden temellendirilmeye çalışılarak farklı bir yol izlenecektir. Bu amaçla önce “akıl”, “zekâ” ve “medeniyet” kavramları tanımlanacak, ardından Batı Avrupa ve Doğu Akdeniz medeniyetlerinin sosyo-politik özellikleri Roma İmparatorluğu’nun çöküşü başlangıç kabul edilerek incelenecektir. Buna bağlı olarak, “akıl” ve “zekâ” kavramları üzerinden söz konusu medeniyetlerin nasıl değerlendirilip karşılaştırılabileceği üzerinde durulacaktır. Sonuç olarak da genel bazı değerlendirmelerin yanı sıra Türkiye özelinde ne gibi tespitler yapılabileceği ve günümüz sorunlarıyla ilgili doğru teşhisler koyabilmek için, çalışma boyunca temellendirilen fikirlerin bize ne gibi kolaylıklar sağlayacağı gösterilmeye çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: akıl, zekâ, medeniyet, doğu, batı, Rönesans, Ortaçağ, Feodalizm, kilise, devlet.

“MECMÛ‘A-İ FÜNÛN”DA MODERN DOĞA BİLİMLERİ

Bilal Yurtoğlu

Bu çalışmada, Osmanlı dönemindeki ilk popüler bilim dergisi olup Haziran 1862’den Haziran 1867 tarihine kadar beş yıl boyunca kırk yedi sayısı neşredilmiş Mecmû‘a-i Fünûn’da yer alan ve modern doğa bilimleriyle ilgili altı yazı tanıtılıp incelenmiştir. Bunlar Kadri Bey’in “Alâ’im-i Semâviye”, Dâniş’in “Kuvve-i Elektrikiye”, Hacı İskender’in “Arzın Hareket-i Yevmiyesinin Mâddet-i İsbâtı”, Münif Paşa’nın “Târîh-i Telgraf”, Safvet Paşa’nın “Suyun Mâhiyet ve Envâ‘ı ve Havâss-ı Hikemiye ve Kimyeviyesi” ve Mehmed Şevkî’nin “İlm-i Hey’et” başlığını taşıyan yazılarıdır. Birinci yazıda meteoroloji olaylar, ikinci de elektrikle ilgilidir. Üçüncü yazıda Dünya’nın dönüşüyle ilgili olarak 1851’de Paris’te Leon Foucault tarafından yapılan deney anlatılmaktadır. Münif Paşa, elektrikli telgrafın bulunmasına götüren bilimsel çalışmalardan söz etmektedir. Safvet Paşa yazısında su dolayısıyla kimyadaki bazı gelişmelerden bahsetmektedir. Son yazıda, Güneş sistemi ve kuyruklu yıldızlar hakkında Batı’da yapılan bazı bilimsel gözlemler ve sonuçları anlatılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Mecmû‘a-i Fünûn, Osmanlı’da modern doğa bilimleri, elementler, atom, molekül, atmosfer basıncı, Foucault’nun Pantheon’daki deneyi, elektromanyetizma, Güneş sistemi, genel çekim, kuyruklu yıldızlar.

ÂŞIK PAŞA’NIN “GARİBNÂME”SİNDE SİYASET DÜŞÜNCESİ*

Zübeyir Ovacık

Bu çalışma, Âşık Paşa ve siyaset sözcüklerinin birlikte kullanılmasının Türk siyaset düşüncesi çerçevesinde dikkat çekici bir problematiği tartışmak anlamına geleceğini esas almaktadır. Zira, Anadolu Selçuklular döneminde vuku bulan Babai İsyanı sebebiyle idam edilen Baba İlyas’ın torunu olan Âşık Paşa, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda en çok ihtiyaç duyulan siyasal birlik idealini topluma hedef olarak tayin etmiş bir isimdir. Bu çerçevede onun, döneminin ideal bir yönetim biçimi olarak güçlü bir monarşiyi tercih ettiği görülmektedir. Garibnâme adlı eserinde, hükümdarda bulunması gereken nitelikleri rasyonel bir şekilde ortaya koymakta olan Âşık Paşa, güçlü bir monarşinin ahlâk ve akılla dengelenmesi gerektiğinden de söz etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Âşık Paşa, Garibnâme, siyaset, Türk siyaset düşüncesi, hükümdarlık.

HANNAH ARENDT’İN “İNSANLIK DURUMU” ESERİNDE
KARL MARX ELEŞTİRİSİ

E. Aras Ergüneş

Hannah Arendt’in (1906-1975) İnsanlık Durumu eseri insan varoluşu, faaliyet ve kamusal-özel alan üzerine görüşleri içerisinde barındırır. Arendt’in amacı eserinde ortaya koyduğu emek, iş ve eylem ayrımından hareketle siyaset alanında felsefi bir müdahale noktası oluşturabilmektir. Bu yazıda Arendt’in emek, iş, eylem ayrımı üzerinden yeni bir siyasal alan kurma çabası kapsamında Karl Marx’a (1818-1883) getirdiği eleştirilerin geçerliliği sorgulanmaya çalışılacaktır. Çalışmanın içeriği emek, iş ve insan davranışı ile sınırlı olduğundan Arendt’in doğrudan siyasal eylemlilikle ilişkilendirdiği eylem kategorisi ise bu yazının kapsamının dışında bırakılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Hannah Arendt, emek, iş, homo faber, animal laborans, Karl Marx.

SEAN McCONNELL İLE CİCERO’NUN MEKTUPLARINDA
FELSEFE YAŞAMI ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

C. Cengiz Çevik

Sean McConnell lisans ve PhD derecelerini University of Cambridge’de tamamladı. Çok geçmeden University of East Anglia’ta felsefe dersleri vermeye başladı, hâlen University of Otaga’da Classics bölümünde okutmanlık yapmaktadır. Temel çalışma alanı Eskiçağ felsefesi ama özellikle de İ.Ö. birinci yüzyıldaki Yunan-Roma felsefesi ve Roma’da cumhuriyet rejiminin çöküp yıkıldığı dönemde felsefe ve politikanın görünümüdür. Aralık 2015’te gerçekleştirilen bu söyleşide Cicero’nun mektuplarının külliyatı ve felsefesindeki yeri, mektupların günün Roma’sındaki politik gelişmeler bağlamında önemi ve genel olarak Cicero’nun felsefî kimliği üzerinde durulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Cicero, felsefe, mektuplar, politika, Roma, Sean McConnell.

 

Yorum Kapalıdır.