Özetler

Kutadgubilig 35. Sayı

BİR BİLME TEORİSİ DENEMESİ

Nebi Mehdiyev

Bu yazının birisi olumsuz diğeri olumlu olmak üzere iki temel iddiası vardır: Bi­rincisi, alışılagelen bilgi tanım ve teorileri ya kusurlu ya da yetersizdir. İkincisi, bilme sürecimiz, önceki teorilerin kusur ve yetersizliğinin ortadan kaldırıldığı yeni bir bilme teorisini mümkün kılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Bilme süreci, inanç, kanı, bilgi.

 

FELSEFENİN OİDİPUS’U METAFİZİK; TARİHSEL KURGU VE

GÜNÜMÜZ İSLAM DÜŞÜNCESİ

Mehmet Günenç

Felsefe, varlığa ilişkin köken sorularına metafizik çerçevesinde cevap vermeye çalışır. Antik Yunan’da metafizik ya da prote philosophia verilen cevapları Aris­toteles’le doruk noktasına ulaştırmıştır. Bizim iddiamız, Aristoteles’in özellik­le Metafizik adlı kitabında tarihsel bir kurgu kullanarak kendi teorisini hakikat olarak sunduğudur. Bunun yanında açıklanabilir olma da bir teorinin en önemli unsuru haline gelir. Modern dönemdeyse bu tarihsel kurgu tam tersi bir biçimde kullanılır. Açıklanabilir olma ve tarihsel kurgu hakikatin filozof tarafından inşa edilen mi yoksa keşfedilen mi olduğu sorusunu gündeme getirir. İddiamız her iki dönem birbirlerinden farklı olsalar da felsefenin metafizikle ilerleyen tarafının kaçınılmazcasına kendisini yok etmeye doğru gidişini ifade ettiğidir. Yazımız son olarak bu sorunun İslam düşüncesi bağlamında tartışmasını yapacaktır. Bu tartışma kısmında İslam düşüncesinin tekrar canlandırılması için tarihsel kur­gunun önemine vurgu yapılacaktır. Bunun yanında, Ömer Türker’in bir yazısı bağlamında günümüz Türkiye’sindeki İslam düşüncesi üzerine bir takım eleşti­rilerde bulunulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Metafizik, Aristoteles, Kant, eleştirel ve tarihsel yöntem, İslam düşüncesi.

BOETHIUS’UN FELSEFENİN TESELLİSİ ADLI ESERİNDE

TANRISAL ÖNGÖRÜ, KADER VE ZAMAN İLİŞKİSİ

Didem Çoban Sarı

Boethius’un Felsefenin Tesellisi (Consolatio Philosophiae) adlı eseri şüphesiz en çok bilinen eserlerinden biridir. Bu metinde tanrısal öngörü, kader ve zaman arasında kurmuş olduğu bağlantı, zaman kavramına yaklaşımı sebebiyle oldukça önemlidir. Zaman, insanların tâbi olduğu fakat Tanrı’nın dâhil olmadığı bir du­rumdur ve dolayısıyla tanrısal öngörü zamanın ötesindedir. Buna karşın tanrısal öngörünün insanlar üzerindeki hâkimiyeti sürmektedir. Kader tanrısal öngörü ile insan arasındaki ilişkiyi sağlamaktadır fakat ne ölçüde insana seçim alanı bıraktığı tartışmalıdır. Sonsuz Tanrı her şeyi bir bütün olarak bildiğinden tanrısal öngörü zamanın ötesinde olmanın yanı sıra anlama gücünün bir sonucudur ve Tanrısal bilmenin sonuçlarından biridir. Boethius, Tanrı’yı zamanın dışında konumlandırışı ile kendinden sonraki pek çok düşünürü etkilemiştir, kader ve tanrısal öngörü arasındaki bağı zaman görüşü ile farklı bir konuma taşımıştır.

Anahtar Kelimeler: Boethius, tanrısal öngörü, kader, zaman, Tanrı.

BOETHIUS TÜMELLERE KARŞI:

PORPHYRIOS ÜZERİNE İKİNCİ YORUM’DAKİ ARGÜMANLAR

Paul Vincent Spade

Çev. F. Didem Çoban Sarı

Paul Vincent Spade bu makalesinde Boethius’un Porphyrios’un İsagogesi Üzerine İkinci Yorum adlı makalesinde tümellerle ilgili pasajlardan yola çıkarak Boethius’un tümellere karşı sunduğu ilk görüşleri inceler ve yeniden yorumlar.

Anahtar Kelimeler: Boethius, Porphyrios, Isagoge, tümeller, ortak.

MEGARALILAR VE MODALİTE ANLAYIŞLARI

Esma Kayar

Bu makalenin amacı eski çağdaki felsefe okullarından biri olan Megara oku­lunun modalite anlayışını özellikle olanak kavramını temele alarak ortaya ser­mektir. Eukleides tarafından kurulan Megara okulu Sokrates ve Parmenides’in öğretileriyle şekillenmiştir. Okulun felsefe tarihine en önemli katkılarından biri modalite anlayışlarıdır. İlk Megaralıların olanak görüşleri günümüze Aristoteles yoluyla ulaşmıştır. İlk Megaralılar ve Aristoteles’in olanak anlayışı uyuşmazlık içindedir. Megara okulunun sonraki dönemde modalite konusunda önemli ismi olan Diodoros Kronos’un Master Argümanı’nda bu uyuşmazlık devam etmiştir. Okulun diğer önemli ismi Philon’un modalite anlayışı ise Aristoteles’in felsefe­sine yakındır.

Anahtar Kelimeler: Megaralılar, modalite, olanak, Diodoros Kronos, master argümanı, Philon.

KADER VE KARAKTER

Walter Benjamin

Çev. Diler Ezgi Tarhan

Benjamin bu metinde kader ve karakter düşüncesini karşılaştırarak bu iki kav­ram arasında olduğu varsayılan nedensel ilişkiyi sorgulamaktadır. Benjamin’e göre ne din bağlamında ele alınan kader düşüncesinin doğrudan dinle; ne de etik bağlamda ele alınan karakter düşüncesinin doğrudan etikle bir ilgisi var­dır. Bilakis kaderi suç ve şanssızlıkla, karakteri ise ahlaki bir olgunlaşmamışlık durumuyla ilişkilendirerek anlamaya çalışan filozof, “eziyet içindeki dünyanın mirasçısı” olarak nitelediği karakterin, ahlaklı olmasının göstergesinin ahlaken olgunlaşmamış olmasında yattığını ifade eder. Daha doğru bir deyişle, Benja­min’e göre trajik karakterin kaderi, onun tanrılara öykünmesine, dolayısıyla da suç işlemesine neden olur. Karakterin bu şeytani kaderden kurtulup suçtan arın­ması ise ancak dilinin tutulmasıyla mümkün olur. Yani Tanrı olarak görünen de­hanın bir kahraman haline gelmesinin ahlaki nişanesi, dilsiz kalmasıdır. Adaletin cezaya değil, suça götürdüğünü ve her cezanın da kaderi dikte ettiğini söyleyen Benjamin, gerek tarot falı, gerek yıldız falı, gerekse el falı olsun, tüm falcıların kaderin suçluluğuna ortak olduklarını ifade eder. Benjamin’e göre insan hayatı­nın doğal suçu ve kaderi, suçsuzluğunda yatar. İnsanı kaderinden özgürleştiren şey ise karakteridir. Benjamin’e göre, karakter her ne kadar kendi tarihselliği içinde dolaylı olarak bilinebilse de kader kesinlikle ne dolaylı ne de dolaysız olarak bilinebilir. Geleceğin önceden bilinmesi ne kadar olanaklıysa, kaderin bilinmesi de o kadar olanaklıdır.

Anahtar Kelimeler: Walter Benjamin, karakter, kader, suç, şans, fal, din, etik, deha.

MUTLU BUDALA MI MUTSUZ SOKRATES Mİ:

JOHN STUART MILL’İN AHLAK TEORİSİNİN

FAYDACI KARAKTERİ VE HAZLARI TASNİFİ

Metin Aydın

Faydacılık, Jeremy Bentham tarafından kurulmuş olan bir ahlak teorisidir. Bu te­orinin temelini en yüksek sayıda insanın en büyük mutluluğunu ifade eden fayda ilkesi oluşturur. Eylemlerin ahlaki olarak doğruluğunu fayda ilkesine uygunluğu belirler. Buna göre ahlaki açıdan doğru eylem, en yüksek sayıda insanın en bü­yük mutluluğunu ortaya çıkaran eylemdir. Bu teorinin amacı olarak vazedilen mutluluk kavramı hazzın varlığını acının olmayışını ifade eder. Haz kavramı ise teorinin temel kavramıdır ve faydacı geleneğin en etkili iki düşünürü olan Ben­tham ve John Stuart Mill’in aralarında bu kavramla ilgili olarak önemli bir fikir ayrılığı vardır. Buna göre Bentham, hazların sadece niceliksel bir tasnife tabi tutulması gerektiğini belirtirken; Mill, niceliğe ek olarak hazlar için niteliksel bir tasnifi de gerekli görür ve hazları yüksek hazlar ve alçak hazlar olmak üzere iki­ye ayırır. Mill’in bu yaklaşımı, hazların birbirlerinden hangi temelde yüksek ve alçak hazlar olarak ayrıldığı sorusunu gündeme getirir. Bu soru temelinde bazı yorumcular söz konusu niteliksel tasnif nedeniyle Mill’in etik teorisinin özelde faydacı gelenek, genel de ise hazcı gelenek içerisinde değerlendirilemeyeceğini ileri sürerler ve Mill’i tutarsız olmakla itham ederler. Diğer yorumcular ise bu­nun aksini iddia ederek, Mill’in teorisinin hâlâ faydacı olduğunu ileri sürerler. Bu makale, Mill’in söz konusu niteliksel ayrımının nihayetinde niceliğe indir­genebilir bir tasnif olduğunu, dolayısıyla Mill’in ahlak teorisinin hâlâ faydacı olduğu iddiasını gerekçelendirir.

Anahtar Kelimeler: Faydacılık, fayda ilkesi, mutluluk, haz, Jeremy Bentham, John Stuart Mill.

TÜRK DÜŞÜNCESİNDE MODERN BATI FELSEFESİNİN

ALIMLANIŞI: BAŞLANGICINDAN İKİNCİ MEŞRUTİYETE

KADAR SÜRELİ YAYINLAR ÜZERİNDEN BİR ARAŞTIRMA*

Cahid Şenel

Bu makalenin amacı, başlangıcından İkinci Meşrutiyet’e kadar (1828-1908) sü­reli yayınlar üzerinden Türk düşüncesinde modern batı felsefesinin alımlanışını takip etmektir. Amacımız, çağdaş Türk düşüncesinin oluşumunu ve meseleleri­ni süreli yayınlar üzerinden felsefî ve teorik bir zeminde analiz etmektir. Bunu gerçekleştirmek maksadıyla çok sayıda süreli yayın taranmış olmasına rağmen, bu makalede temsil gücü yüksek süreli yayınlar esas alınarak ancak bir kısmına yer verilmiştir. Sonuç bölümünde, makalede yer verdiğimiz ve yer verme im­kanı bulamadığımız ancak taradığımız süreli yayınlardan haraketle ulaştığımız sonuçlar maddeler halinde sıralanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Batı düşüncesinin alımlanması, çağdaş Türk düşüncesi, Modern Batı felsefesi, Türk modernleşmesi, Türk basın tarihi.

YAŞAMİÇİ MANİFESTOSU

HİPERBAĞLI BİR ÇAĞDA İNSAN OLMAK

Luciano Floridi

Çev. Vedat Kamer

Yaşamiçi Menifesto3, 8 Şubat 2013 tarihinde, Brüksel’de, Avrupa Komisyonu İletişim Ağları, İçerik ve Teknoloji Genel Müdürlüğü (DG Connect) tarafından düzenlenen bir etkinlikte açılış konuşması olarak ilk defa sunulmuştur. Manifes­to, yine DG Connect tarafından organize edilen ve başkanlığını Luciano Flori­di’nin yaptığı Yaşamiçi Grubu4 tarafından kaleme alınmıştır. Manifesto üzerine yapılan yorumlar, Luciano Floridi editörlüğünde, Springer Yayınevi tarafından, 2015 yılında, kitap olarak yayımlanmıştır.5 İçinde bulunduğumuz enformasyon çağının6 ve teknolojinin insana etkileri felsefe başta olmak üzere, sosyal bilimle­rin önemli ve güncel konularından biri durumundadır. Bu konudaki felsefe çalış­malarından birini Türkçeye kazandırabilmek adına metin dilimize çevrilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Enformasyon çağı, enformasyon felsefesi, teknoloji, sanal gerçeklik, kamusal alan, kimlik, yönetişim, dijital okuryazarlık, büyük veri.

THALES VE MEZOPOTAMYA BİLİMİ ÇERÇEVESİNDE

BİLİM TEORİSİNDEKİ METODOLOJİK DÖNÜŞÜMLER

Meriç Bilgiç

Makale Thales’in ve Milet Okulu’nun bilim metodolojisinin özgünlüğünü ve karakteristik özelliklerini sorgulamakta, Mısır ve özellikle Mezopotamya ma­tematiğinden alınan somut örneklerle ilişkilendirmektedir. Meta-metodolojik bir bakış açısından, bilim teorisinin tarihsel olarak dört evreye ayrıldığını ve Aristoteles’in bilimsel devrimi karşısında, kendinden önceki bütün uygarlıkların benzer bir metodolojiye sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bütünlük kategorisi­nin gerilimi altında yaşanan, dönemin “doğruluk değerinin tamlığı, kesinliği” ve “analitik düşünme” konuları insan zekâsının doğasından kaynaklanan tarih-üstü problemler olarak tespit edilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Thales, Milet Okulu, Mezopotamya, Mısır, bilim teorisi, metodoloji, meta-metodoloji, analitik düşünme, doğruluk, bütünlük.

GARETH WILLIAMS İLE SENECA’NIN ESERLERİ VE

ROMA’DA FELSEFE ÜZERİNE KISA BİR SÖYLEŞİ

Cengiz Çevik

Bu çalışmada, filolog Gareth Williams ile Seneca’nın eserleri, Roma’da felsefe ve kendisinin kariyeri ve çalışmaları üzerine kısa bir söyleşi bulunmaktadır. Bu söyleşide öncelikli olarak yer alan konular şunlardır: Naturales Quaestiones’in, De Otio ve De Vita Beata adlı eserleriyle ilişkisi, Stoacı kozmik bakış açısındaki ve politik iktidar karşısındaki yeri, De Otio’nun Seneca külliyatındaki yeri, Se­neca’nın modern insana mesajı.

Anahtar Kelimeler: De Otio, De Vita Beata, edebiyat, felsefe, Gareth Williams, Naturales Quaestiones, Roma, Seneca, söyleşi.

BİRİMDEN SÜRECE:

GENDEN EPİGENOMA EVRİLEN ÇAĞDAŞ BİYOLOJİ1

Esra Kartal Soysal

Modern biyolojide genetik paradigmayı takiben epigenetik paradigma adında yeni bir safha ortaya çıkmıştır. Biyolojinin 20. yüzyılda geçirdiği bu dönüşüm –hâkim genetik paradigmanın epigenetik paradigmaya el vermesi süreci– aynı zamanda biyolojik olgu ve olayları açıklamada birim kavramından süreç kav­ramına geçişin habercisidir. Bu çalışma ilk olarak yeni bir biyoloji felsefesini mümkün kılan temel dönüşümün, genetik paradigmanın genişletilmiş-tamam­layıcı bir sentezle epigenetik paradigmaya tahvili olduğunu göstermeyi amaçla­maktadır. Zira epigenetik paradigmanın kavramsal içeriği gen-merkezci genetik paradigmanın sınırlarını genişletmekte, salt determinist strateji ve indirgemeci yöntemlerini elden geçirmekte ve onu indeterminist ve bütünlemeci müdaha­lelerle ikmal etmektedir. İkinci olarak ise bu teorik ve pratik dönüşüm, genetik paradigmanın sabit gen anlayışından mütevellit özcü-yapısalcı biyolojik model­leri tasfiye etmekte ve yerine değişken, dinamik, esnek bir epigenom anlayışının gereği etkileşimci, bağlantısal-bütünsel modelleri ikame etmektedir. Bu çalış­mayla yeni sentez, epigenetiğin evrim-kalıtım-gelişim fenomenlerini birlikte açıklamaya çalışan daha kapsamlı nedensellik anlayışı içinde birimden sürece, genden epigenoma temellendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Birim, süreç, genetik paradigma, epigenom, epigenetik pa­radigma, genetik determinizm, indirgemecilik, genişletilmiş-tamamlayıcı sen­tez.

Yorum Kapalıdır.