Özetler

Kutadgubilig 33. Sayı

Mart 2017

JEAN-LUC MARION’DA DOYGUN FENOMEN VE YÜCE
Selami Varlık

Fransız çağdaş filozof Jean-Luc Marion, öznenin algı gücünü aşan fenomenlerin imkânını savunur ve bunların varlığını fenomenolojik bir çerçevede temellendirir. Normal fenomenlerde yönelim, görüyü aşarken; bu doygun fenomenlerde (saturated phenomena) tersi gerçekleşir ve yönelim görünün karşısında eksik kalır. Belirmenin sınırlarını zorlayan vahiy, bu türden fenomenlerdendir. Yalnız Marion, doygun fenomenleri teolojik alanla sınırlamaz; Descartes’ta Tanrı fikrini veya Kant’ta yüceyi zikrederek, felsefe tarihinden farklı doygun fenomen örnekleri verir. Çalışmamızın amacı, merkezi özne fikrini imha eden bir doygun fenomen olarak yüceyi incelemektir. Bu vesileyle Marion ile Kant arasında devamlılık ve karşıtlık ilişkisi değerlendirilecektir. Çalışmamız ayrıca doygun fenomenin felsefî bir kavram mı yoksa teolojik bir kavram mı olduğunu tartışma imkânı sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Marion, Kant, doygun fenomen, yüce, özne, saygı

THEORETİKE İLE POİETİKE ARASINDA
MODERN BİLİMİN YÖNTEM ARAYIŞI
Engin Koca

Modern bilimin yükselişi, on yedinci yüzyılda gerçekleşen teorik, ekonomik, politik, tarihsel ve coğrafi pek çok kırılmaya yaslanır. İnsanın, içinden doğaya baktığı çerçeveyi değiştirmesi anlamına gelen teorik kırılma ise metafiziksel, fiziksel ve yöntemsel olmak üzere üç dönüşüm ayağına sahiptir. On yedinci yüzyıldaki yöntemsel tartışmalar, Aristotelesçi anlamda, amacı bilmek olan teorik bilimler (theoretike) ile amacı fayda üretmek olan üretici bilimler (poietike; tekhne) arasında salınarak bilginin kesinliğini, kaynağını ve amacını yeniden belirleme merkezinde yapılmıştır. Bu makale, zikredilen yöntemsel tartışmaları, kırılma noktaları olarak belirlenen dört on yedinci yüzyıl figürü üzerinden ele almayı amaçlamakta ve modern bilimin klasik anlamda theoretike ve poietike (sanatlar) arasında nerede durduğunu belirlemeye çalışmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Modern Bilimsel Yöntem, Hipotetik Tümdengelim Yöntemi, Deneysel Yöntem, On Yedinci Yüzyıl, Teorik Bilimler, Üretici Bilimler.

NIETZSCHE’NİN SPINOZA’YA YÖNELİK ELEŞTİRİSİ:
‘GÜÇ İSTEMİ’ CONTRA ‘CONATUS’
B. Utkan Atbakan

Nietzsche pek çok metninde Spinoza’dan övgüyle söz etmiş ve onu felsefi selefi olarak kabul etmiştir. Böyle olmakla birlikte, Spinoza’yı pek çok farklı konuda hararetle eleştirmekten de geri kalmamıştır. Bu çalışmada, Nietzsche’nin Spinoza’nın güç anlayışına yönelik eleştirileri ve bu eleştirilerin gerekçeleri, Nietzsche’nin ‘güç istemi’ kavramı ile Spinoza’nın ‘conatus’ kavramı merkeze alınarak ortaya konulmaya ve söz konusu eleştiri ve gerekçelerin yerinde olup olmadıkları anlaşılmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Nietzsche, Spinoza, Güç, Güç İstemi, Conatus, Kendini-Koruma, Yaşam.

SLAVERY AS THE OTHER FACE OF THE ENLIGHTENMENT
Ahmet Erhan Şekerci

Aydınlanma, kuşkusuz düşünce tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Biz bugün modern dünyayı, hangi kelimelerle tavsif ediyorsak, (özgürlük, bağımsızlık, mülkiyet, insan hakları, kadın hakları, vb.) Aydınlanma düşüncesinin mirasıdır. Bu düşünce kendisi bir dönüm noktası olmasının yanı sıra, siyaset, toplum ve felsefe gibi pek çok artçı dönüm noktasına da zemin sağlamıştır. Bu sebeplerden dolayı Aydınlanma, monolitik bir yapı veya ontik bir varlıkmışçasına pek çok övgüye konu olmuştur. Biz bu makalemizde Aydınlanmayı ortaya çıkaran zihniyet ile onu önceleyen kölelik müessesinin girift ilişkisine değinerek, aslında idealize ettiğimiz bazı düşüncelerin sanıldığı kadar da masum olmadığını göstermeye çalışacağız.
Anahtar Kelimeler: Aydınlanma, Kölelik, J. Locke, D. Hume, I. Kant, A. Smith, Özgürlük, Kolonyalizm.

AYDINLANMANIN ÖTEKİ YÜZÜ KÖLELİK
Ahmet Erhan Şekerci

Aydınlanma, kuşkusuz düşünce tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Biz bugün modern dünyayı, hangi kelimelerle tavsif ediyorsak, (özgürlük, bağımsızlık, mülkiyet, insan hakları, kadın hakları, vb.) Aydınlanma düşüncesinin mirasıdır. Bu düşünce kendisi bir dönüm noktası olmasının yanı sıra, siyaset, toplum ve felsefe gibi pek çok artçı dönüm noktasına da zemin sağlamıştır. Bu sebeplerden dolayı Aydınlanma, monolitik bir yapı veya ontik bir varlıkmışçasına pek çok övgüye konu olmuştur. Biz bu makalemizde Aydınlanmayı ortaya çıkaran zihniyet ile onu önceleyen kölelik müessesinin girift ilişkisine değinerek, aslında idealize ettiğimiz bazı düşüncelerin sanıldığı kadar da masum olmadığını göstermeye çalışacağız.
Anahtar Kelimeler: Aydınlanma, Kölelik, J. Locke, D. Hume, I. Kant, A. Smith, Özgürlük, Kolonyalizm.

“EV”İN ÖTESİ: ESKİ YUNAN’DA VE
GÜNÜMÜZDE YABANCI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Güvenç Şar

Bu makalede, Eski Yunan düşüncesinin ve Eski Yunan dilinin olanaklarından yararlanarak ve günümüz düşünürlerinin görüşlerine başvurarak “yabancı” kavramı, düşünmemizin konusu yapılmıştır. Bunu yaparken öncelikle Eski Yunan dünyasına özgü bir yapı olan Polis’teki toplumsal grupların neler olduğu ve Polis’te hangi politik, hukuki haklara sahip oldukları üzerinde durulmuştur. Eski Yunan dünyasının dışında yer alan Barbaroslar dışarıda bırakılarak “yabancı”nın kimler olduğu belirlenmiştir. Makalemizde odak noktasını ise yerleşik yabancılar olarak tanımladığımız metoikoslar oluşturur. Metoikosların Eski Yunan dünyasında, özellikle de Atina da, yurttaşlar ve kölelere oranla hangi politik, toplumsal haklara sahip oldukları hakkında belirlemeler yapılmıştır. Metoikos sözcüğünün etimolojik köklerinden yola çıkarak yabancının ev ve dolayısıyla mekân ile olan ilişkisi değerlendirilmiştir. Makalede ev, mekân, sınır, konukluk kavramları üzerinden yabancı hakkında belirlemeler yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yabancı, Metoikos, Ev, Eski Yunan, Sınır.

DİSTOPİK BİR GELECEK KURGUSU: ZAMYATİN’İN BİZ’İ
Arzu İbişi Temelli

Yevgeni Zamyatin’in bilim kurgu niteliğindeki dikkat çekici eseri Biz, geleceğe dair bir karamsarlığı yansıtmaktadır. Söz konusu karamsarlık, insanlık için olumlu görünen bir takım özelliklerin ardında saklıdır. Bilimsel ilerlemenin artık neredeyse tamamlandığı bir dönemi anlatan eser, özgürlük, mutluluk, hayalgücü gibi kavramların bilimsel gelişmeye bağlı yorumunu, matematiksel bir dil üzerinden sunmaktadır. Bu dil, bireyselliğin olmadığı bir toplumsal düzende, toplumun her üyesinin bir numaradan ibaret olduğunu vurgulayan bir anlatımla sunulmaktadır. Bireysel özgürlüğün yitirilmesi nedeniyle, “biz” olarak nitelenen toplum üyelerinin var oluşları, yalnızca Tek Devlet’e yani siyasi güce hizmet ve itaat üzerinden kurgulanmaktadır. 26. yüzyılda geçen hikâye, totalitarizmin başgösterdiği, aynı zamanda bilim ve teknolojideki ilerlemenin bir sonucu olarak, matematiğin toplumsal yaşayışın her aşamasına, her unsuruna işlediği ve insanın mekanikleştiği karanlık bir düzeni resmetmektedir. Böylelikle eser, ütopik değil, distopik bir nitelik taşımaktadır. Bu çalışmada, Orwell, Huxley gibi isimleri etkileyen Zamyatin’in Biz’inde sunulan distopik gelecek kurgusu tartışılmaya çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Biz, Zamyatin, ütopya, distopya, gelecek kurgusu

WERNER’E KARŞI MEKTUP
Nicolaus Copernicus
Çeviri ve Giriş: C. Cengiz Çevik

Nicolaus Copernicus’un Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine adlı devrimci yapıtının (1543) dışında astronomi konulu olan iki metni daha vardır, bunlardan biri Commentariolus başlıklı risalesi (1510’lar), diğeri ise John Werner’in Sekizinci Kürenin Hareketi’yle ilgili eserine (1522) dair yazdığı eleştiri mektubudur (1524). Burada çevirisini sunduğumuz bu mektup, dönemin önemli din ve bilim adamlarından biri olan Bernhard Wapowski’nin Copernicus’un fikrini sorması üzerine ona yanıt olarak yazılmıştır. Çeviri için temel aldığımız Latince metnin künyesi şudur: Mittheilungen des Coppernicus-Vereins für Wissenschaft und Kunst zu Thorn 1. ed. M. Curtze (Leipzig, 1878) 1, 23-33. Ayrıca çeviriden önce mektubu tarihsel arka planı, oluşumu, elyazmaları, basımı ve içeriğiyle ilgili tanıtıcı nitelikte bilgi aktarıyoruz.
Anahtar Kelimeler: Astronomi, Copernicus, Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine, John Werner, mektup, Sekizinci Kürenin Hareketi.

BACON’IN DE SAPIENTIA VETERUM’UNDA MİTLERİN
POLİTİK YORUMU ÜZERİNE BİR İNCELEME
Melike Çakan

Bu çalışma, Francis Bacon’ın (1561-1626) De Sapientia Veterum (Eskilerin Bilgeliği Üzerine) adlı eserindeki mitlerden politik olanlarını incelemektedir. Bacon De Sapientia Veterum’nin önsözü için kaleme aldığı metnin hemen başında mitolojideki kıssaların “adeta duvakla” örtülü olduğunu ve bu duvak kaldırıldığında altından eskilerin kayıp bilgeliğinin çıkacağını iddia eder, eser boyunca verdiği öğüt ve analizlerle bir nevi bunu kanıtlamaya çalışır. Bacon’a göre mitler iki amaç için kullanılır: gerçeği gizlemek ya da gerçeği daha görünür kılmak. De Sapientia Veterum’de aldığı mitleri ikinci amacı için yazar. Bununla birlikte Bacon’ın diğer eserlerinde de mitolojik öğelere rastlamaktayız. Bu yüzden De Sapientia Veterum’daki politik bağlamda ele alınan mitolojik öğeleri hem Bacon’ın şahit olduğu ve bildiği tarihsel örnekleri hem de diğer eserlerindeki benzer yaklaşımlarını göz önünde tutarak değerlendiriyoruz.
Anahtar Kelimeler: Francis Bacon, De Sapientia Veterum, Eskilerin Bilgeliği Üzerine, Mit, Politika, İngiltere.

Yorum Kapalıdır.